PASSPORT

Güneşin Doğduğu Yere Doğru

ABD’nin çekilmesiyle birlikte Çin’in etkisini artırdığı UNESCO’nun Dünya Mirası listesine yeni eklenen harikaların çoğu, tahmin edebileceğiniz gibi Asya kıtasında. Bu egzotik destinasyonları turist akınına uğramadan keşfetmeye ne dersiniz ?

Okinoşima Adası / Japonya

Açılış görselinde sakin bir tapınak kalıntısını gördüğünüz Okinoşima Adası’na sadece erkekler girebiliyor. Şinto dinine inananlar arasında kutsal kabul edilen adanın geçen yıl UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınması bu yüzden dünya genelinde haber olmuştu. Ancak tecrübeli gezginler sadece kadınların değil, aslında tüm yabancıların Japonya’ya ait bu küçük adaya giremediğini biliyorlar. Yani bu gizemli adayı keşfetmek için ya (erkekseniz) Şinto dinine geçeceksiniz ya da fotoğraflarıyla yetineceksiniz…

Okinoşima Adası’nda Mirare Festivali, Fotoğraf: IMAKI Hidekazu / UNESCO

ABD’nin geçen yıl UNESCO bünyesinden çekilmesi, Paris merkezli kurumun çalışmalarını pek etkilememişe benziyor. Zira ABD’nin boş bıraktığı alanı Çin doldurmaya hazır. Çin etkisi, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde daha şimdiden belirgin bir şekilde öne çıktı: listeye yeni eklenen lokasyonların büyük bölümü Asya kıtasında. Listenin yeni yıldızı Okinoşima’yı ziyaret etmeniz şimdilik imkansız gibi görünse de diğer seçenekler ziyarete açık ve hepsi de birbirinden ilginç. 

Sambor Prei Kuk’ta sekizgen planlı tapınak kalıntısı. Fotoğraf: So Sokun Theary /UNESCO

Sambor Prei Kuk Tapınak Bölgesi

Kamboçya’nın Kampong Thom eyaletinde, Ishanapura bölgesinde yer alan Sambror Prei Kuk antik şehri yüzden fazla tapınak kalıntısına ev sahipliği yapıyor. Bir zamanlar Chenla İmparatorluğu’nun başkentliğini de yapan bu şehir M.S. 6 ila 7’nci yüzyıllara tarihleniyor. Angkor Wat gibi dünyaca tanınmış Kamboçya tapınak komplekslerinde kullanılan Angkor tarzı taş işlemeciliğinin en erken örneklerini görebileceğiniz bölgede, boyunduruk, sıra sütunlar, alınlık gibi bugün de geçerli mimari unsurlar tarihte ilk kez uygulanmış.

Fotoğraf: So Sokun Theary /UNESCO

Tonle Sap gölünün doğu kıyısına yayılan antik Sambor Prei Kuk şehrinin resmi dini, Hinduizmin önemli kollarından biri olan Şaivizm idi. Tapınak Bölgesi, Angkor-öncesi dönemden günümüze kalan pek az örnekten biri olması dolayısıyla önem taşıyor.

Hoh Xil Doğal Parkı, Fotoğraf: UNESCO

Qinghai Hoh Xil Doğal Parkı

Dünyanın en yüksek platosu Qinghai Hoh Xil deniz seviyesinden yaklaşık 5 bin metre yüksekte yer alıyor. Hava sıcaklığının yıl boyunca sıfırın altında seyrettiği bu el değmemiş bölge, soğuğa rağmen hayat verdiği inanılmaz biyo-çeşitlilikle dikkat çekiyor. Çin sınırları içinde bulunan doğal park, ülkede yetişen bitki türlerinin üçte birine ve otobur hayvan türlerinin yüzde 60’ına ev sahipliği yapıyor ve nesli tükenmekte olan Tibet antilobunun da göç yolu üzerinde bulunuyor. 

Bukabadan Dağı’nda gün doğumu. Hoh Xil Doğal Parkı, Fotoğraf: Pekin Üniversitesi

Qinghai Hoh Xil kitle turizmi tarafından henüz keşfedilmedi ve bu durum bir süre daha devam edeceğe benziyor. Çin hükümetinin bölgeye yönelik hazırladığı eko-turizm planı fazlasıyla tartışma yarattı. Plana göre bölgeye yılda en fazla bin turist alınacak ve ziyaret grupları en fazla 15 kişiden oluşabilecek. Bu sıkı ziyaret kısıtlamasının bir sebebi de doğal parkın küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgeler arasında olması. Doğa yürüyüşü tecrübesine sahipseniz ve maceracı bir ruhunuz varsa, ipe dizilmiş mavi bocukları andıran gölleriyle bu muhteşem doğa harikasını ziyaret etmek için acele edin; zira birkaç yıl içinde yok olabilir...

Kulangsu Plajı ve Günışığı Kayası, Fotoğraf: Kulangsu Yönetim Komitesi

Kulangsu Adası

Piyano Adası olarak da bilinen bu küçük ada Çin’in güneyinde, Chiu-lung Nehri’nin denize dökülürken oluşturduğu halicin içinde yer alıyor. Bir zamanlar önemli bir ticaret merkezi olduğundan adanın oldukça köklü ve kozmopolit bir kültürü var ve bu da adanın benzersiz mimarisine yansımış. Burada Güney Çin, batılı Kolonyalist ve yine batılı neo-klasik mimarinin yanı sıra Art Deco ve modern 20’nci yüzyıl mimarisinin seçkin örneklerini bir arada görmek mümkün.   

Kulangsu adasının havadan görünümü, Fotoğraf: Kulangsu Yönetim Komitesi

1903 yılından beri uluslararası bir yerleşim bölgesi statüsündeki adanın en önemli özelliği şüphesiz, benzersiz eklektik mimari dokusunun tamamen korunmuş olması. Dünyanın hemen her bölgesinin kültürel etkilerini görebileceğiniz bu kartpostal güzelliğindeki adaya motorlu taşıt girmesine izin verilmediğini de hemen ekleyelim. Bu yüzden son derece sakin ve temiz. Ayrıca palmiye ağaçlarıyla süslü kumsalları ve tertemiz küçük koyları ile romantik bir ada tatili için beklenmedik bir seçim.  

Hutheesing Jain Tapınağı, Ahmedabad, Hindistan.

Ahmedabad

Gucerat Eyaleti’nin Sultanı Ahmad Şah etrafı surlarla çevrili Ahmedabad şehrini 15’inci yüzyılda, Sabarmati nehri’nin güney kıyısında kurmuş. Altı yüzyıl boyunca eyaletin başkentliğini yapan şehirde Hindu ve Müslüman geleneklerine ait yüzlerce cami, mescit, türbe ve tapınak bulunuyor. Halen Hindistan’ın altıncı en büyük şehri konumundaki Ahmedabad, her yıl yüzbinlerce kültür ve tarih meraklısı turisti ağırlıyor.

Ahmeabad’da bir türbe.

Halkının misafirperverliği ve sıcak kanlılığıyla tanınan şehirde yıl boyunca yine Hindu ve Müslüman geleneklerini temsil edilen çok sayıda festival düzenleniyor. Zengin mutfağı ve yaygın sokak yemeği kültürüyle de bilinen Ahmedabad özellikle tatlı-severler ve vejetaryenler için bir cennet.

 

Derleyen: Deniz Güneş

Fotoğraflar: UNESCO World Heritage Promotion Committee

 

Tags: UNESCO, UNESCO Dünya Mirası, Okinoshima, Sambor Prei Kuk, Qinghai Hoh Xil, Kulangsu, Ahmedabad, Asya, Uzak Doğu, Egzotik, Macera Turizmi, Alternatif Tatil, Tatil, Seyahat, Doğu, Güneş

  • Paylaş:

AYNI KATEGORİDEKİ YAZILAR