K-NEWS

MINI’nin Yeni Mikro Apartman Dairesini Gördünüz Mü?

Los Angeles Tasarım Haftası’nda sergilenen MINI LIVING Urban Cabin, dar alanların yaratıcı kullanımına dair bir ders niteliğinde. 

Neden bir otomobil firması bir ev tasarlama ihtiyacı hissetsin ki diye düşünebilirsiniz. Veya benzer şekilde MINI acaba yakın gelecekte böyle mikro daireler yapıp satacak mı? diye de düşünebilirsiniz. Bu soruların cevabını belki bu yazıda direkt olarak bulamayacaksınız ancak sınırlı alanların yaratıcı tasarlanması konusunda bir ders alacağınız kesin.

Öncelikle şunu belirtmek gerek, MINI’nin çekirdeğini oluşturan prensiplerden bir tanesi orijinal deyişiyle: “Creative use of space” yani “”Alanın yaratıcı kullanımı.” Bu aslında firmanın neden sadece bu yıl içerisinde şimdiye dek bu mikro ev (veya daire diyebilirsiniz) konseptlerinden üç tanesini dünyanın çeşitli şehirlerinde gösterdiğini anlatıyor. Los Angeles Tasarım Haftası bahanesiyle şehirdeki boş bir tavan arası alanına yerel mimari ofisi FreelandBuck ile yaptığı bu tasarım MINI Urban Cabin isimli serinin üçüncü halkası. Daha önce New York ve Londra bunların o şehirlere özgü versiyonlarını görmüştü. Önümüzdeki süreçte sırada Pekin ve Tokyo var.

Urban Cabin bulunduğu şehrin dokusuna uygun bir şekilde her şehirde yerel bir mimari ofisle inşa ediliyor. Amacı insanlara küçük alanlarda da isteyebileceğiniz her türlü konfor ve alet edevatla donanmış bir şekilde yaşamamızın mümkün olabileceğini göstermek. Küçük otomobilleriyle ve de onların kendilerinden çokça büyük donanımlarıyla bilinen bir firma için ne kadar harika bir ismini hafızalara kazıma yöntemi değil mi?

MINI LIVING Urban Cabin tasarım süreci de yine MINI tasarımcılarının elinde yürütülüyor. Her bir ev için üç bileşen var. Yaşam alanı ve uyku bölümü bir modül, banyo ve mutfak ise diğer bir modül olarak düşünülüp MINI Living tasarımcıları tarafından hazırlanıyor. Bir tane evin dışını tanımlayan modül ise tamamen yerel bir mimari ofisinin yaratıcılığına teslim ediliyor ve esasında onlar evin nasıl görüneceğini belirleyen unsuru tasarlıyorlar.

İterek, çekerek, katlayarak veya açarak kullanılan mekanizmalar sayesinde evin normalde dışarıdan altındakini belli etmeyen birçok yerinden gece ve gündüz kullanmak için çeşitli fonksiyonel eşyalar çıkıyor. Temel bir diğer prensip ise Urban Cabin asla dışarıya kapalı bir ev olmamalı ve muhakkak ki çevresiyle etkileşim halinde ve ondan faydalanmayı ön planda tutan bir anlayışla tasarlanmalı.

Gün geçtikçe birbirine benzeyen homojen şehirlerimizin dokusuna bir yara açıyor MINI bu projesiyle. Bu iyileşmesi mümkün olan yarayı iyileştirmek ise biz o şehirlerin sakinlerine düşüyor. Gün geçtikçe yaşadığımız şehirlerde evlerimizin fiyatları artıyor ama yaşam kalitemiz malesef eş ölçüde yükselmiyor. Daha alçak tavanlar ve daha küçük metrekarelerde, tamamen kapalı bir kibrit kutusu gibi tasarlanmış içeride yaşama dönük dairelerde ve çevremizle etkileşimimiz neredeyse sıfıra indirgenmiş olarak yaşamaya itiliyoruz.

MINI LIVING bize Urban Cabin konseptiyle bir daha düşünün diyor. Çünkü alanımız ne kadar küçülse de bizi biz yapan şeylerden taviz vermeden de orada insan gibi yaşamamız mümkün. MINI sahipleri ne demek istediğimi hemen anlayacaklardır çünkü bir MINI otomobilin içinde az önce bahsettiğim şeyi çok rahat deneyimleyebilirsiniz.

 

Yazan: Oktay Tutuş

 

Tags: MINI, MINI LIVING, Urban Cabin, New York, Los Angeles, Londra, Pekin, Tokyo, Mimari, Mikro-Ev, Yaratıcılık, Tasarım

  • Paylaş:

AYNI KATEGORİDEKİ YAZILAR