K-NEWS

“Bu Nasıl Aşk?” Dedirten Aşk Filmleri

Bugün sevgilinizle yapılacak en güzel şey evde film izlemekse eğer size sıkıcı olmayan aşk filmleri önersek, ne dersiniz ? 

Hoşunuza gitsin veya gitmesin bugün Sevgililer Günü. Hayatınızda biri varsa ve onunla beraber romantik bir akşam planladıysanız ne ala, son dakikada bir şeyler düşünmek zorundaysanız eğer vah halinize. Her iki durumda da sevginizi göstermenin bir yolunu bulacağınıza eminiz. Eğer ki sarılmak en güzel yoluysa sevgiyi göstermenin, bir koltukta beraber film izlemekten daha iyi bir bahane olamaz sarılmak için, değil mi ?

Ama o zaman da şu korkunç soru hep aklınıza takılır: “Hangi filmi izleyeceğiz ?”

Bugüne özel filmlerin listeleri içerisinde muhakkak ki sıkıcı romantik komediler veya ağlamaklı aşk filmleri bulacaksınız. Onları geçelim. Bu akşam aşkınızı başka bir gerçeküstü aşk üzerinden kutlamanın zamanı diye düşünün. Ve aşağıdaki filmleri eğer izlemediyseniz muhakkak listeye alın. İzlediyseniz de bir kez daha izlemenin zamanıdır belki ?

Lars and the Real Girl (2007)

Gerçeküstü bir aşk söz konusuysa kimse Lars’ın eline su dökemez. Ryan Gosling’in hayat verdiği Lars’ın İnternetten bulduğu bir şişme bebekle sıradışı aşkı, size aşkın ne olduğunu ve yalnızlığın çaresizliğini düşündürecek. Dahası sıkı sarılmak için bahaneler bulacağınız ve kahkahalarla güleceğiniz sahneler izleyeceksiniz.

Dracula (1992)

Kont Dracula’nın hikayesine bambaşka ve belki de Bram Stoker’ın romanına en yakın film versiyonu. Hala izlemediyseniz eğer Gary Oldman’ı Dracula rolünde muhakkak görmelisiniz. Francis Ford Coppola’nın üç Oscar ödüllü filmi hem birçok Hollywood starını barındırması hem de şahane oyunculukları ve sahne-kostüm tasarımı ile hafızanızdan çıkmayacak. Tabii ki aşkınız için ne kadar ileri gidebilirsiniz sorusunu da birbirinize soracaksınız.

Kill Bill: Vol 1 & Vol 2 (2003 & 2004)

Uzun bir gece olsun isteyen çiftler bu sırada sıkılmamak için iki bölümden oluşan Tarantino’nun aşk güzellemesi Kill Bill’i izleyebilir. Uma Thurman’ın biricik aşkı Bill yüzünden uğradığı hayal kırıklığı ve ertesinde yaşadıkları bugüne dek gelmiş geçmiş en kanlı ve en hareketli filmle beyazperdeye gelmişti. Son zamanlarda Thurman’ın Tarantino’nun nasıl sert bir yönetmen olduğuyla ilgili yaptığı açıklamalarla yeniden hit olmuşken izlemenin tam zamanı.

Låt den rätte komma in (2008)

Neresinden bakarsanız bakın sıradışı bir aşk hikayesi. İsveç yapımı bu aşk filminin daha sonra Hollywood tarafından da bir versiyonu çekilmişti ancak orijinal olana saygıyı ihmal etmemek ve gerçekten şaşkınlıkla hayranlık arasında gidip gelmek için bunu izleyin. İki küçük çocuk üzerinden bir aşk hikayesi anlatan film aşıklardan birinin sırrının ortaya çıkması üzerine enteresanlaşıyor. Daha fazlası için muhakkak izleyin (izlemediyseniz).

Witches of the Eastwick (1987)

Bizde Kasabanın Cadıları ismiyle gösterilmiş olan ve bir nesilce de o isimle tanınan harika bir film. Harika çünkü Susan Sarandon, Michelle Pfeiffer ve Cher aynı adama, Jack Nicholson’ın efsanevi bir şekilde canlandırdığı Daryl Van Horne karakterine aşık oluyor. George Miller’ın yönettiği filmin en güzel yanı izledikçe daha sıradışı ve gerçeküstü bir hale bürünmesi. Kıssadan hissesi ise arkadaşlık ve dostluğun bazen aşktan da büyük olduğu.

Death at a Funeral (2010)

Bu film en başta size bir aşk filmi gibi gelmeyecek ancak sabırla izlemeye devam ederseniz, göreceksiniz. Göreceğiniz şey ise şu, gerçekler bazen düşündüğümüz veya idealize ettiğimiz gibi olmayabilir. Her ne kadar anlayışlı olduğumuzu düşünsek de bazen en yakınlarımız bu anlayışın sınırlarını genişletebilir. Bunları anladıysanız filmi izlerken gülmekten birbirinize sarılabilir misiniz, o konuda kesin konuşmak için şu an erken (izlemeyenler için). Bu arada filmin aynı isimli orijinal versiyonu İngiliz yapımı ve bu versiyonundan kat be kat daha komik. Peter Dinklage ise hem İngiliz hem de Amerikan versiyonunda aynı karakteri canlandırdığı için bir ilki başarıyor. Sadece Game of Thrones’dan tanıyorsanız sizin için büyük bir sürpriz olacak, orası kesin. Aşağıdaki video İngiliz yapımı orijinaline ait.

Rust and Bone (2012)

Sıradışı bir aşk hikayesi, yanlış olmasın gerçekten bir aşk hikayesi. Aşkınızın gördüğünüze mi yoksa daha derinlerde olana mı yani kişinin bedenine mi yoksa onun karakterine, ruhuna, kişiliğine, derinliğine adına her ne derseniz ona mı aşık olursunuz? Veya aşkınız için neler yapabilirsiniz? Tüm bu sevgi ve aşk klişelerini bir sokak dövüşçüsü ve onun küçük oğlu ile bir katil balina eğitmeni üzerinden anlatıyor Rust and Bone. İzlemediyseniz, aşkın ne demek olduğunu bir daha düşünmek için izleyin.

 

Tags: Aşk, Sinema, Beyazperde, Oscar, Ryan Gosling, Uma Thurman, Quentin Tarantino, Dracula, Kill Bill

  • Paylaş:

AYNI KATEGORİDEKİ YAZILAR