INVEST

Milyarder Mektupları: Hamdi Ulukaya

Erzincan’ın küçük bir köyünden Times dergisinin Dünyanın En Etkili 100 İsmi listesine tırmanan girişimcilik dehası, yaklaşık iki milyar doları bulan servetinin büyük kısmını mülteciler için harcıyor. 

Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın kurduğu ve 16 ülkeden 156 dolar milyarderinin servetlerinin en az yarısıyla katkıda bulunduğu The Giving Pledge (Bağış Yemini) adlı hayır kurumu, bağışçılarından neden bağış yaptıklarını açıklayan mektuplar yazmasını istiyor ve bu mektupları diğer zenginlere ilham vermesi için yayınlıyor. Bu mektuplar aynı zamanda biz sıradan insanlar için de ufuk açıcı ve çok değerli hayat dersleri içeriyor. Bu yüzden Giving Pledge bağışçılarının yazdığı mektuplardan bir seçki yayınlamaya karar verdik. Milyarder Mektupları adını verdiğimiz bu yazı dizisinin ilk dört bölümünde dünyanın en zengin ikinci adamı Warren Buffet, Virgin Group CEO’su Sör Richard Branson ve Airbnb’nin kurucularından Joe Gebbia ve efsane yapımcı ve yönetmen George Lucas’ın mektuplarına yer verdik. Beşinci mektubumuz Türkiye’den ABD’ye giden ve orada Chobani markasıyla sıfırdan bir servet yaratan Hamdi Ulukaya’dan. Dergimizin sıkı takipçileri Ulukaya’yı 21’inci Yüzyılın Zenginleri yazı dizimizden de hatırlayacaklardır.

28 Mayıs, 2015

Türkiye’nin doğusunda mandıracılık yapan bir Kürt ailenin oğluyum. Anadolu doğu ile batı arasında bir köprüdür ve insanlarının yüzünden okunan zengin bir tarihi vardır. Bir birey olarak beni şekillendiren, çok çalışan insanların toplumsal kültürüydü.

1994 yılında İngilizce öğrenmek için New York’a geldim ve daha sonra herkesin Amerika’da bir şeyler başlatabileceği fikrine kapıldım; ihtiyacınız olan tek şey bir hayal ve risk alma cesaretiydi. New York’un dışındaki küçük tarım şehirleri bana Anadolu’yu hatırlattı. İnsanlar, tıpkı birlikte büyüdüğüm çobanlar gibi hayatlarını topraktan kazanıyor ve ellerinden geleni paylaşıyorlardı. Birkaç yıl sonra Küçük İşletmeler İdaresi’nden aldığım krediyle eski bir yoğurt fabrikası satın aldım ve çocukluğumun gerçek, sağlıklı yoğurtlarını üretmek üzere bir grup insanı bir araya getirdim. Çiftçilerin çalışkan, paylaşımcı ruhunu şiar edinerek şirkete Türkçe’de ‘çoban’ anlamına gelen Chobani ismini verdik. 

Başlangıçtan itibaren Chobani’nin daha çok insana daha iyi yiyecekler üretmesini ve ürettiğimiz doğal yiyeceklerden daha da önemli bir amacı olmasını istedim. İlk günden beri kârımızın yüzde 10’unu Chobani Vakfı aracılığıyla hayır işlerine ayırdık ve doğru düzgün yiyecek üretip herkesin erişimine sunma misyonumuza bağlı kaldık. Chobani’yi büyütürken, girişimciliğin gerçek gücünün toplumlar üzerinde yarattığı etki olduğunu fark ettim. Nihayetinde Chobani’nin hikayesi, doğru kafa yapısına sahip olduğunuzda her şeyi yapabileceğinizi kanıtlıyordu.

Birçok başka hikaye gibi benim hikayem de sadece Amerika’da gerçekleşebilirdi. Amerikan rüyasının sihrinden ve gücünden herkesin yararlanması gerektiğine inanıyorum; bu benim modern Türkiye ve dünya genelindeki bütün girişimciler için kurduğum hayalin bir parçası.   

Chobani’yi kurduktan sonraki on yıl içinde dünyada büyük değişimler yaşandı. Bunların bir sonucu, çatışma yüzünden evlerini kaybeden insanların sayısının korkunç derecede artmasıydı. Bugün 50 milyondan fazla insan (ki bunların çoğu kadın ve çocuk) savaş, zulüm ve doğal afetler yüzünden hayatın sunduğu fırsatlar ellerinden alınmış mülteci veya göçmenler olarak yaşıyorlar.

Yeni kurduğum kişisel vakfım -Tent- dünyadaki mültecilere yardım etme kararlılığımın ayrılmaz bir parçası olacak. Dünyada, Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği gibi kuruluşlarda her gün mültecilerle çalışan binlerce inanılmaz ve tutkulu insan var. Tent, mültecilere destek sağlamak, ortaklıklar kurmak, acil ihtiyaç duyulan yardımları sağlamak ve bu mülteci krizinin sona ermesine yardımcı olabilecek politikaların üretilmesine destek oluşturmak için bir araç olacaktır.

Her zaman sahip olduklarımın çoğunu paylaşmayı planladım. Çocukluğumda annemin ihtiyaç sahiplerine yardım ettiğini görürdüm ve bunu en kalpten duygularla yapardı. İnsanları mutlu ederdi ve bu duygu hep benimle kaldı. 

Bugün The Givig Pledge girişimine katılmak için attığım imzayı anneme adıyorum ve kişisel servetimin büyük bölümünü -yapabileceğim diğer her şeyle birlikte- mültecilere yardım etmek ve bu insani krize son vermek için kullanacağımı kamuya ilan ediyorum.

Fırsatlarla kutsanmış insanlar olarak hayatımız boyunca diğerlerine yardım etmemiz gerektiğine inanıyorum.

Bu önemli kararda bana ilham veren Bill Gates ve Warren Buffet’e teşekkür ediyor ve The Giving Pledge girişimine katılma kararlılığımın başkalarına da bu ilhamı vermesini umuyorum.

 

Derleyen: Erdir Utku

 

 

Tags: Milyarder, Zengin, Bağış, Hayırseverlik, Mektup, Hamdi Ulukaya, Eğitim

  • Paylaş:

AYNI KATEGORİDEKİ YAZILAR