FEATURES

Kerstin Schmeding’le Renk ve Tasarım Yolculuğu

Kerstin Schmeding, Eylül 2017'den bu yana MINI'de renk ve kaplama tasarımı başkanı olarak görev Yapıyor. Schmeding, 10 soruda renk ve malzeme tasarımının nereye kadar uzandığını, gelecekte neler bekleyebileceğimizi ve doğadan neler öğrenebileceğimizi anlatıyor.

Neden tasarımcı oldunuz?

Kendimi bildim bileli yaratıcı şeyler yaptım, çizim yaptım ve ellerimi kullanarak hep bir şeyler tasarladım. Bu nedenle şaşırtıcı olmadı aslında yaratıcılığa yönelmem… Aklınıza gelebilecek her konuya doğuştan bir merakım var. Estetik ve renk bilgimi genişletme, bir şeylerin nasıl yürüdüğüne ya da yapıldığına dair bilgimi geliştirme konusunda her zaman hevesliydim. Bütünsel bir yaklaşımım var. Bir ürünü, o ürünün nelerden oluştuğunu anlamak için yola çıkarım her zaman. Otomotiv endüstrisine geçişim de büyük ölçüde ailemin çarpıcı Golf Sarı BMW 3 Serisi sayesinde oldu. Seri, formları kullanımı ve tasarımı sayesinde çok geçmeden beni kendine bağladı.

Size hayranlık ve ilham veren nedir?

Doğa beni büyülüyor. Doğanın sunduğu zengin renk, doku, atmosfer ve koku çeşitliliği büyük bir deneyimi oluşturuyor. Bu benim için de kritik bir tasarım noktası; zira tasarım tüm duyulara hitap etmeli. Çeşitliliğinin yanı sıra, doğanın beni en çok heyecanlandıran diğer yönü de sürekli bir değişim halinde olması: Hiçbir şey aynı kalmıyor. Renkler de beni büyülüyor elbette. Onları nerede kullanırsanız kullanın, alan ve derinlik yaratırlar. Ve tabii deneyimlerden de ilham alıyorum. Pek çok fotoğraf çektim. Bazen perspektifi, modu ve kompozisyonu mükemmel hale getirdim. Sonunda kamerayı bıraktım, çünkü bir objektiften bakarken nesnelerden çok uzak hissediyordum. Bunun yerine farklı şehirlere gitmeye ve orada bulduğum hareketli sahneleri kaydetmeye başladım. Fotoğraf çekmeyi hala seviyorum, ancak artık zamanı daha çok olayları "yaşayarak" geçiriyorum, böylece duyguları ve deneyimleri özümseyebiliyorum. Bauhaus, Eames ve George Nelson gibi tasarımcılar ile ilgilenmeye erken yaşta başladım. Kullandıkları ışık, renk ve malzemelerin basitliği ve etkinliği bugün hala merak uyandırıyor ve ilham veriyor bana.

Doğadan neler öğrenebiliriz?

Bir şeylerin değiştiğini ve bu değişiklikler meydana geldiğinde onları kucakladığımızı. Farklı nesillerin değişim ile nasıl başa çıktığıyla meşgulüm. Şahsen teknolojik devrimin olumlu bir şey olduğunu hissediyorum. Birbirimizle çok daha iyi iletişim halindeyiz, aramızdaki boşluk gittikçe daha da küçülüyor. Bu ayrıca, katılım söz konusu olduğunda, önceki nesiller için yeni olanaklar yaratıyor. Teknoloji giderek daha fazla “insan” oluyor. Insanların hayattan ihtiyaç duydukları şeyi elde etmelerine yardımcı oluyor.

Bunun hangi unsurlarını tasarıma katıyorsunuz?

Genel olarak ilham trendlerden, yeni yönelimlerden ve akla gelebilecek pek çok şeyden kaynaklanabilen, yaratıcı çalışmalarımızda önemli bir unsur. Kendi alanımızda gerçekleşen şeyler hakkında heyecanlanıyoruz, ancak diğer sektörlerde neler olduğu konusunda da heyecan duyuyoruz. Örneğin, Hollanda Tasarım Haftası gibi nispeten yeni olayları incelemeyi seviyoruz; burada çok fazla deneysel ve yenilikçi çalışmalar yapıyorlar. Yeni üretim teknolojilerine de çok fazla ilgi duyuluyor. Hacim üreten bir iş olarak, araba endüstrisi burada en ön planda ve çalışmak için büyük bir potansiyel var. Örneğin, süreçler ve kalıp teknikleri konusunda veya karmaşık materyalleri uyumlu bir hale getirip birleştirme konusunda büyük bir deneyimimiz var. 1970'lerden bu yana çok şey oldu ve gelecekte elde edilecek daha çok şey için de yer var. Mesela Endüstri 4.0'ı ve ek üretimi düşünün. Tüm bunların tasarım üzerinde büyük bir etkisi var. Örneğin 3D baskı! Heyecan verici bir gelişme. Bireyselleştirmeyi tekrar gözden geçirmemize, süreç adımlarını ortadan kaldırmamıza, teknolojileri tanıtmamıza ve değişime hızlı bir şekilde tepki vermemize olanak tanıyor. Bu sürecin henüz ilk aşamalarındayız, ancak gelecekte bizi bütün bir aracın baskı aracılığıyla elde edilmesine bile götürebilir.

MINI sizin için ne ifade ediyor?

MINI'nin neyi temsil ettiğini nasıl tarif edebilirim? Içine biniyorsunuz ve yüzünüzde hemen bir gülümseme oluşuyor. MINI, kendinizi iyi hissettirmeyi başarıyor. MINI yaşlanmıyor. MINI bir ruh hali, bu her gün burada fark ettiğim bir şey. Müthiş insanlar, dostça atmosfer; bu gerçekten özel bir şey! Müşterilerimizle birlikte bir topluluk olduğumuzu hissediyoruz. Aynı seviyede buluşuyoruz ve birbirimize ilham veriyoruz ki bence bu harika. MINI hakkında beni heyecanlandıran bir diğer şey de, markanın sürekli değiştiği, hiç sabit durmadığı gerçeğidir. Gelenek ve ilericilik arasındaki ikilik, denge hareketi, MINI Yours Customized tarafından açılan dijitalizasyon veya yeni kişiselleştirme seçenekleri gibi yeni temalara nasıl yaklaştığımızı görmeyi heyecan verici kılıyor. Burada yeni teknolojiler kullanıyoruz, ama aynı zamanda çeşitli tasarımlar aracılığı ile markayla bir bağlantı da kuruyoruz. Örneğin, 3D baskılı bir iç kaplama unsurundan ziyade kumaş üzerinde bir desen bulmayı beklersiniz. MINI'yi benim için ayrı kılan şey bu: burada yenilik sadece yenilik uğruna yapılmıyor, her zaman markaya ve tarihine de bağlı oluyor. Ve bence bu inanılmaz derecede önemli.

Pozisyonunuz renkli ve yaratıcı bir dünyaya işaret ediyor. Işinizin detayları tam olarak nedir?

Renkler ve materyaller duyguları ateşlemeli, alan ve atmosfer yaratmalı, bireyselliğimizi geliştirmeli ve ihtiyaçlarımızı karşılamamıza yardımcı olmalıdır. Temel bir karakter, bir tuval yaratmak için geometrik tasarım ekibiyle çalışıyoruz. Ilk ve en önemlisi, bu uyumlu bir sahne sağlamak için tasarlanıyor ve MINI de bir vurgu ile birlikte geliyor, müşterimizi gülümsetecek özel bir şey olarak. Bu resimdeki tüm ayrıntıları tasarlıyor ve onları büyük bir özen, kalite ve hassasiyetle bir araya getiriyoruz. Işe malzemelerle (örneğin deri, plastik veya film, taneleme veya doku, yumuşaklık veya sertlik, parlaklık dereceleri) başlıyoruz ve daha sonra da otomobilin karakterinin farklı yönlerini gösteren ve moda olandan markanın mirası olana kadar uzanan renkler ve düzgün bir şekilde entegre edilen ayrıntılar geliyor. Burada, renk ve süslemelerin markanın geçmişine her zaman bir bağlantısı vardır. Örneğin, Union Jack baskısı veya Chester tasarımı gibi özellikler, sadece bir MINI'de elde edebileceğiniz bir derinlik sağlıyor.

Bu, yıllar içinde nasıl bir şekil oluşturacak?

Eskiden renk ve süs tasarımı, esas olarak eşyaların nasıl göründüğü ve hissettirdiği hakkındaydı. Amaç, bireye kendi tarzında yardımcı olmak ve kişiliğini vurgulamaktı. Bu hala geçerli, ama şimdi insanlar ve materyaller arasındaki etkileşim ön koltuğa oturuyor, çünkü materyaller aktif fonksiyonlar ve benzerleri ile artık çok daha fazlasını yapabilecek. Hoparlörleri, ışıkları, havalandırmaları ve hatta ekranları materyallerin arkasına gizlemek veya içine entegre etmek mümkün olabilir ve böylece tamamen yeni bir estetik yaratılabilir. Örneğin işler genellikle, bağlantıyla ilgili olasılıklarla birlikte genel deneyime vurgu yapmaya doğru ilerliyor. Yani bir arabanın malzemeleriyle "konuşabiliyor" olacağım.

Renkler söz konusu olduğunda, hala şu anda sahip olduğumuz pigmentleri kullanacağız elbette, ancak aynı zamanda, markamızın ve mirasımızın özü ile her zaman bir bağlantı kurmaya çalışacağız. Sonuçta, renk dış tasarımı göstermeli ve yüzeyleri tanımlamaya yardımcı olmalıdır, ancak hepsi MINI tarzında ve kendine has bir şekilde. Bu detaycılık, MINI'yi diğerlerinden ayıran niteliktir.

Hangi renk trendlerini görmeyi bekleyebiliriz?

Bu soruyu sık sık duyuyorum, ama cevap vermekte giderek zorlanıyorum. Eskiden birbirini takip eden ve net olarak tanımlanmış trendler vardı. Ancak şimdi, birlikte var olan farklı renk trendleri görüyoruz. Genellikle dalgalar halinde geliyorlar ve biraz farklı bir biçimde yeniden ortaya çıkıyorlar. Örneğin, neon yakın zamanda bir canlanma yaşadı. Ditto beyazı, evrim geçirdi ve pigment içeren etkili bir bitiş olarak güncel kaldı. Artık sıcak renkler ve renkli gri tonları görüyoruz. Soğuk gümüşler ve sabit siyahlar maziye karışıyor. Mimarlık aynı kalırken renkler yoğunlaşıyor ve zenginleşiyor… Deniz mavisinde olduğu gibi. Buna ek olarak bakır, pirinç ve altın gibi belirli bir güzellik sağlayan metalik elementler de sayılabilir. Renk söz konusu olduğunda, kalite - yani bir gölgenin derinliği ve varlığı - her zaman modadır. MINI'de kalite ayrıca, her baktığınızda rengin sizi gülümsetmesi ve belli bir detay ya da beklenmedik bir dokunuşla sizi şaşırtması anlamına gelir. Zümrüt Gri rengimiz bizim için bunun bir örneği. Ince efektli pigmentleriyle, bu sıcak gri tonu, MINI’ye fazladan bir karakter katıyor ve modernliği en son moda şekilde yansıtıyor.

Hareketliliğin geleceği otonom sürüş ve araba paylaşımı ile iç içe. Bu, renkler ve materyaller söz konusu olduğunda farklı zorluklar doğuracak mı?

Kesinlikle! Sağlam, dayanıklı malzemeler mutlaka bakmamız gereken şeyler olmaya devam edecektir ama durum bunun çok ötesine geçiyor. Arabada otururken, kişisel ve bireysel bir deneyim yaşamak istiyorum. Yani geleceğin otomobilleri bireye uyum sağlayacak. Örneğin, paylaşılan MINI'ler, sürücü araca bindiğinde onu tanıyacak ve ışıkları, kokuları ve buna benzer pek çok şeyi onun tercihlerine göre ayarlayacaktır. Koltuklar köpükten yapılabilir ve her sürücüye uyarlanabilir. Ayrıca, farklı ihtiyaçları karşılama konusunda özelliklerini çok etkili bir şekilde değiştirebilmek için sensörleri kullanan materyallerin geliştirildiğini de hayal edebiliyorum. Bütün bunlar hala çok uzak, ama çok da heyecan verici. Belki de artık geleneksel kalıpları kullanmadığımız ve işi eklemeli üretimin devraldığı bir noktaya ulaşacağız. Bu, örneğin iç tasarımın neredeyse hiçbir sınırının kalmayacağı anlamına geliyor. Fabrikadaki makineler her şeyi yapabilecek hale gelebilir. Ve belki bireyselleşme de güncellenebilir olur, materyaller ve bileşenler değiştirilebilir olur, vesaire. Birçok şey mümkün hale gelecektir.

MINI'nin gelecekteki anlamı ne olacak?

Doğal kaynaklarımızı nasıl kullandığımız kadar, dijitalleşme de benim için önemli bir konu. MINI fazlasıyla ulaşılabilir bir marka olduğundan, bu konu insanlar için tamamen farklı bir şekilde erişilebilir hale getirilebilir. Bu sadece malzemeler değil, ayrıca formlar ve üretim süreçleriyle de ilgili bir mesele. Bu, tasarımın epey ötesine uzanıyor ve heyecan verici, çünkü kaynakları korumak ve dünyanın gelecek nesiller için yaşamaya değer bir yer olarak kalmasını sağlamak gibi görevlerimiz var. Bu zorlu görev için şimdiden sabırsızlanıyorum.

 

Tags: Röportaj, Kerstin Schmeding, MINI, Renk, Tasarım

  • Paylaş:

AYNI KATEGORİDEKİ YAZILAR