FASHION

Moda & Teknoloji: Dost mu Düşman mı?

Dikiş makinesinin 1790’daki icadından bu yana teknoloji ve moda arasındaki ilişki her zaman birbirini destekleyici nitelikteydi. Günümüzdeyse tamamlayıcı olmaktan öte artık birbirine geçmiş damarlarıyla ayrılmaz bir organizmaya benzetilebilirler. Biri olmadan diğerinin yaşaması artık pek mümkün değil.

The Metropolitan Museum of Art bünyesindeki The Costume Institute, 5 Mayıs – 5 Eylül 2016 tarihlerinde çok enteresan bir sergiye ev sahipliği yaptı: Manus x Machina, Fashion in an Age of Technology (El Makineye Karşı, Teknoloji Çağında Moda). Bu sergi insan eli ile makinelerin modayı tarih içerisinde nasıl değiştirdiği/dönüştürdüğü ve birbirilerine olan destekleriyle nasıl ürünlerin geliştirilmesine olanak sağladıklarını göstermesi açısından enteresan ancak günümüzdeki durumu incelemediği için de eksikti. Evet, makinelerin insan hayatına girmesiyle birlikte moda kitlelere yayıldı. Tekstil fabrikaları sayesinde insanlar tüm hayatları boyunca aynı kıyafetleri giymekten kurtuldu ve toplum yaşamı topyekün değişti. Peki bugün ileri teknolojinin modaya yaptığı katkı onu nasıl dönüştürüyor? El emeği ve makine yapımı arasındaki fark gittikçe bulanıklaşırken, çok yakında bir yapay zeka tasarımı koleksiyonun defilesini alkışlamamız mümkün mü? Teknoloji geliştikçe her şeyle olduğu gibi modayla olan ilişkisi de değişiyor. Işık hızındaki yenilikler ürünlerin tasarım, üretim ve satışlarını nasıl etkiliyor? Üç parçadan oluşan bu yazı dizisi size gelecekte moda ve teknolojinin nasıl yeniliklerle karşımıza çıkacağına dair fikir verecek. 

* Açılış fotoğrafı: Alexander McQueen S/S RTW 1999, No. 13

 

“Molekül” ayakkabı, 2015; Francis Bitonti tasarımı; Stratsys Connex 3D yazıcı ile Adobe Photoshop© yazılımıyla basıldı.

 

BİRİNCİ BÖLÜM: MODAYA DEĞEN TEKNOLOJİ

Hollandalı tasarımcı Iris van Herpen moda ve teknoloji kardeşliğinin en güzel örnekleri olan tasarımlarıyla bu ilişkinin nereye gidebileceğini gösteriyor. 3D yazıcılar ve makineler ile teknolojinin sunduğu bütün imkanları kullanarak silikon ve pamuktan haute couture elbiseler yapabiliyorken; minimum el emeği karşılığında da maksimum zarafet sunuyor. Merak edenler bu yaz sezonu için hazırladığı Haute Couture koleksiyonuna aşağıdaki videodan bakabilir.

Herpen’in bazı tasarımları da The Met’teki serginin baş köşesindeydi. Ancak teknoloji modaya sadece kumaşlarda ve yapım sürecinde değil insanlarla olan ilişkisinde de yardım ediyor. Çevreyle etkileşime giren kumaşlar, cep telefonu şarj eden çantalar gibileri uzun zamandır biliniyor ama bazı yenilikler moda ve teknoloji ilişkisinin nereye doğru evrildiğini merak edenlere yol gösterecektir.

Anthozoa pelerin ve etek, Voltage Koleksiyonu (detay), 2013; Irıs van Herpen ve Neri Oxman tarafından W. Craig Carter işbirliği ile tasarlandı; baskı Stratasys

 

Moda endüstrisinin gerçek liflerin yerini alan sentetikleri uzun zamandır kullanıyor olması çevreye en çok zarar veren faktörlerden. Teknoloji en başta belki de bu sorunu halledecek. Modern Meadow isimli biyoteknoloji start-up’ı hayvanları özgürleştirmek üzere ciddi bir çalışma içerisinde. Kolajenle yapay deri üretiminde oldukça ilerleyen firma 2017’de Zoa isimli markasını kurdu. Zoa sentetik derilerle tasarımlar sunuyor ve doğaya hiç zarar vermiyor.

Stella McCartney’nin Bolt Threads tarafından sunulan malzemelerden yaptığı elbise.

 

Bu konuda öncü olan Stella McCartney de San Francisco’dan bir start-up olan Bolt Threads ile doğaya zarar vermeyen ama tamamen doğal kumaşlar üretmek için bir partnerlik anlaşması yaptı. Petrokimya endüstrisinin temin ettiği maddelerle dokunan sağlıksız kumaşlar yerine Bolt Threads, doğadaki malzemeleri teknoloji yardımıyla dönüştürüyor. Örneğin mayadan faydalanarak ipek veya mantardan deri yapıyorlar.

Bolt Threads tarafından mycelium yani mantar köklerinden üretilmiş deri Mylo.

 

Bu tip malzemelerin üretimi hiç olmadığı kadar yaygınlaşmaya başladı ancak bir sorun var: Tasarım. Şu anda moda tasarımcılarının bütün eğitimleri geleneksel malzemeler üzerine olduğundan onları bu yeni malzemeler konusunda cesaretlendirecek işler yapılması gerekiyor. Bu açıdan tasarımcıların cesaret gösterip teknolojiyle ve sunduklarıyla kucaklaşması büyük önem taşıyor. Bu sadece üretimde değil, satışlarda da geçerli.

Devam Ediyor...

 

Yazan: Oktay Tutuş

 

Tags: Moda, Teknoloji, The Met Museum, Tasarım, Çevre, Ekolojik Malzemeler, Sürdürülebilir Moda, Iris van Herpen, Stella McCartney

  • Paylaş:

AYNI KATEGORİDEKİ YAZILAR